TSKB, 2024’te yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı işlemlerin öne çıkmasını bekliyor

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Yatırım Bankacılığı Faaliyetlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Poyraz Koğacıoğlu, “Yabancı para cinsinden gelir elde edebilen, kur risklerini yönetebilen, ihracat odaklı, katma değerli üretim yapan sanayi şirketlerine ek olarak, 2024’te yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı işlemlerin daha da öne çıkmasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin özel sermayeli ilk yatırım ve kalkınma bankası olma sorumluluğuyla faaliyetlerini sürdüren TSKB, yatırım bankacılığı alanında başarılı bir yılı daha geride bıraktı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen TSKB Yatırım Bankacılığı Faaliyetlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Koğacıoğlu, 2023 yılı boyunca faiz oranlarının daha öngörülebilir hale gelmesiyle birlikte borçlanma araçlarına olan ilginin arttığını aktardı.

Hisse senedi yatırımcı sayısının 8,6 milyonu aşarak tüm zamanların rekorunu kırdığını hatırlatan Koğacıoğlu, “55 adet halka arzda toplam 73,3 milyar lira kaynak sağlandı. Ortalama halka arz boyutu ise yaklaşık 1,3 milyar lira oldu. Borsada yüzde 27 seviyesine gerileyen yabancı payı 2023 sonu itibarıyla yüzde 38’e yükseldi. Seçim öncesi yavaşlayan reel sektör borçlanma aracı ihraçları, yılın ikinci yarısında hızlandı. Yılın son çeyreğinde reel sektör borçlanma araçlarındaki vadeler ise, 1-2 yıl vade ile salgın öncesi seviyelere çıktı.” bilgisini paylaştı.

Koğacıoğlu, eylülde 2 milyar lira büyüklüğündeki Reeder Teknoloji’nin halka arzını başarıyla gerçekleştirdiklerini ve 4,2 milyon yatırımcı ile halka arz yatırımcı adedi rekorunu kırdıklarını belirterek, “Ekim ayında bu kez 1,3 milyar lira büyüklüğündeki Borlease Otomotiv’in halka arzını gerçekleştirdik ve 4.3 milyon yatırımcı ile halka arz yatırımcı adedi rekorumuzu yine kendimiz kırdık. Yılın ikinci yarısında ise MLP Sağlık Hizmetleri adına toplam 1,5 milyar lira tutarında kira sertifikası ihraçları gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı.

“2023’te büyük işlemlerin sayısı azaldı”

Geçen yıl küresel birleşme ve satın alma işlemlerinde yüzde 20’lik bir düşüşle toplam işlem değerinin yaklaşık 3 trilyon dolar olarak gerçekleştiğini aktaran, Koğacıoğlu, şunları kaydetti:

“Bu rakam 2013’ten bu yana en düşük seviyeyi temsil ediyor. Yüksek finansman maliyeti, ekonomik belirsizlik ve volatilite, birçok işlemin ertelenmesine neden oldu. İşlemlerde çarpanlar ise önceki yıllara göre daha düşük seviyede gerçekleşti. Türkiye’deki birleşme ve satın alma piyasası da, global piyasaya benzer bir şekilde, 2023’te 2022’deki 11,5 milyar dolarlık işlem değerleri, yaklaşık 9 milyar dolar seviyesine geriledi. Ayrıca, birçok satıcı yüksek değerleme beklentisi içerisindeyken, alıcıların yüksek maliyet ve riskleri değerlemelerine yansıttığı bir yıl oldu. 2023’te beklenen birçok işlem ertelendi, milyar dolarlık işlem gerçekleşmedi ve büyük işlemlerin sayısı azaldı. Bu dönemde, yatırımcı ilgisini en çok çeken sektörler arasında teknoloji, internet ve mobil hizmetler, finansal hizmetler, enerji, oyun, imalat ve sağlık yer aldı. Enerji sektörü ise işlem değeriyle öne çıkarak ilk sırada yer aldı.”

Poyraz Koğacıoğlu, son halka arzların fiyat performansındaki olumsuz seyir ve seçim etkisi ile 2024’ün ilk çeyreğinde halka arzlarda yavaşlama, ikinci yarısında canlanma beklediklerini, büyük ölçekli halka arzların da yılın ikinci yarısında gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti.

Yabancı yatırımcı ilgisi oluştuğunda güncel olarak planlanan tutarların üzerindeki büyüklüklerde halka arzlar görülebileceğini bildiren Koğacıoğlu, “Halka arzlarda satış ve aktif büyüklüğü kriterleri ve Borsa İstanbul pazar kotasyon tutar kriterlerinin yükseltilmesi, 2023’e kıyasla ortalama halka arz boyutlarını kayda değer seviyede artıracaktır. Faiz oranlarının daha öngörülebilir hale gelmesi ve vadelerdeki uzama da borçlanma aracı ihraç adetlerini ve hacimleri olumlu etkileyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Koğacıoğlu, dünya genelinde tedarik zinciri riskinin farklı bölgelere yayılması gereksiniminin özellikle son yıllarda yaşanan salgın ve jeopolitik risklerle birlikte daha da önem kazandığına dikkati çekerek, “Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu ve Avrupa Birliği ülkeleri ile Gümrük Birliği üyeliği, ihracatta önemli bir avantaj sunuyor. Ülkemizin rekabetçi iş gücü ve gelişmiş endüstriyel altyapısı, sanayi şirketlerine ilgiyi artırıyor. Yabancı para cinsinden gelir elde edebilen, kur risklerini yönetebilen, ihracat odaklı, katma değerli üretim yapan sanayi şirketlerine ek olarak, 2024’te yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı işlemlerin daha da öne çıkmasını bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.

Türkiye Yeşil Fonu, 2024’ün son çeyreğinde yatırımlarına başlayacak

Dünya Bankası kredisi ile finanse edilen ilk girişim sermayesi yatırım fonu olan Türkiye Yeşil Fonu’nu da hatırlatan Koğacıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“TSKB olarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı garantisiyle Dünya Bankası’ndan Türkiye Yeşil Fonu’nu kurmak üzere 155 milyon dolarlık 24 yıl vadeli kredi sözleşmesi imzaladık. Ana odak noktası, özkaynak finansmanı ve özel sermayenin harekete geçirilmesiyle firmaların yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemek ve Türkiye’nin sermaye piyasalarındaki iklim finansmanını genişletmek olan bu fon ile yeşil teknoloji firmalarına destek sağlamayı amaçlıyoruz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir