Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, Gabonlu Dina ve Suriyeli Gina’nın katledilmesini Kadıköy Süreyya Operası önünde protesto etti

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, öldürülen Gabonlu Dina için eylem yaptı. Eylemde “Gabonlu Dina’dan Suriyeli Gina’ya adalet istiyoruz” denildi.

Karabük’te öldürülen 17 yaşındaki Gabonlu Dina’nın ölümünün ardından Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi çağrısıyla Kadıköy Süreyya Operası önünde eylem yapıldı. “Gabonlu Dina’dan Suriyeli Gina’ya Adalet İstiyoruz!” pankartı açan kitle sık sık “Dina cinayeti politiktir!”, “Kadın cinayetleri politiktir!”, “Göçmen cinayetleri politiktir!”, Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!” sloganları attı.

“Annesine gönderdiği mesajda ırkçılığa uğradığını söyledi”

Evrensel’de yer alan habere göre gerçekleşen eylemde basın metnini İnisiyatif adına Gülyeter Aktepe okudu. 26 Mart’ta Filyos Çayı’nda ölü bedeni bulunan Gabonlu Dina’nın, Karabük Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü hazırlık öğrencisi olduğunu ve Karabük’e geleli daha 4 ay olmadığını hatırlattı.

Aktepe, Karabük Cumhuriyet Başsavcılığının cinayetin hemen ardından Dina’nın boğularak öldüğüne yönelik basın açıklaması yapmış olsa da postane çalışanları tarafından gönderilen taciz mesajları, Dina’nın çıplak ayakla kaçtığını gösteren video görüntüleri ve vücudundaki morlukların bu açıklamanın gerçeği yansıtmadığını gösterdiğinin altını çizdi.

20 Mart’ta Dina’nın, Gabon’a telefon göndermek için postaneye gittiğini söyleyen Aktepe, “Gönderinin teslim edilmediği yönünde aldığı mesaj sonrası 24 Mart’ta tekrar postaneye gitti, postanede çalışan bir görevli Dina’ya yardımcı olabileceğini söyleyerek telefon numarasını istedi. Dina daha sonrasında bu kişilerden para karşılığı cinsel ilişki teklifi içeren taciz ve tehdit mesajları almaya başladı.  Dina bu mesajlardan annesine gönderdiği sesli mesajlarda da bahsediyordu. Yine, ölümünden bir gün önce annesine gönderdiği mesajlarda ırkçılığa maruz kaldığını, öldürülebileceğinden korktuğunu, Sakarya’ya taşınmak istediğini söylüyordu” dedi.

Görüntü: Zeynep Kuray

Bir devlet kurumu olan PTT’nin çalışanlarının postaneye gelen göçmen bir kadını taciz ve tehdit etmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Aktepe, “Olay sonrasında hemen soruşturma ile ilgili gizlilik kararı alınması, video görüntülerini yayınlayan muhabirin gözaltına alınması, Dina’nın otomobiline bindiği görülen kişinin 3 kez gözaltına alınıp sonra serbest bırakılması ve 4. kez gözaltına alındıktan sonra ancak bugün tutuklanmış olması soruşturmanın etkin ve şeffaf yürütülmediğini göstermektedir. Aynı hafta içerisinde Kilis’te 9 yaşında Suriyeli kız çocuğu Gina istismar edilmiş ve öldürülmüştür. Göçmen çocuklar, sömürüye maruz bırakılmakta, çocuk yaşta erken ve zorla evlendirilmekte, birçok biçimde istismar edilmekte ve hatta Gina gibi katledilmektedir” ifadelerini kullandı.

“Göçmen kadınlara yönelik erkek şiddetinin karşısındayız”

Bu cinayetlerin münferit olmadığının altını çizen Aktepe, “2014 yılında İstanbul’da tecavüze maruz bırakıldıktan sonra camdan atılarak katledilen Ugandalı Jesca Nankabirwa, 2017 yılında Sakarya’da yine tecavüze maruz bırakıldıktan sonra öldürülen Suriyeli Emani El Rahmun, 2019’da Ankara’da AKP’li milletvekili Şirin Ünal’ın evinde hayatını kaybeden Özbekistanlı Nadira Kadirova ve son olarak Gabonlu Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın Karabük’teki ölümü, göçmen kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetini gözler önüne sermektedir” ifadelerini kullandı. Göçmen ölümlerinin, göçmen kadın cinayetlerinin etkin soruşturulmadan üzerlerinin kapatılmasının, adaletin tesis edilmemesi tesadüf olmadığına dikkat çeken Aktepe şunları söyledi:

“Siyasal iktidarın bilinçli sistematik politikalarının sonucudur. Bugün, Dina’nın ölümü ile hem acı ve öfke hissediyoruz hem de bir kadın olarak maruz kaldığı tacizin, yaşadığı ırkçılığın tekil olmadığını; kadın cinayetlerinin, göçmen cinayetlerinin politik olduğunu biliyoruz. Irkçılık ve göçmen düşmanlığı tırmandırılırken, kadınların kazanılmış haklarına saldırılar sürerken, LGBTİ+’lar hedef gösterilirken, göçmen kadınların başta yaşam hakkı olmak üzere en temel hakları gasp edilmektedir. Gabonlu, Sudanlı, Ugandalı, Suriyeli, Özbekistanlı, Afganistanlı, İranlı, Ukraynalı burada ismini sayamayacağımız farklı coğrafyalardan gelen göçmen kadınlar kimlikleri nedeniyle sistematik olarak ırkçılığa maruz kaldıkları, ötekileştirildikleri, yalnızlaştırıldıkları için katmanlı bir şiddet döngüsüne sıkışmakta, tacize ve sömürüye karşı daha korunaksız hale gelmektedir.”

Siyasal iktidarın, erkek şiddetini ve ırkçılığı sonlandıracak politikalar üretmek yerine; eşitsizliği, ayrımcılığı ve cinsiyetçiliği körüklediğine değinen Aktepe, “Bizler, göçmenlere yönelik her türlü ayrımcılığın ve sömürünün; göçmen kadınlara yönelik erkek şiddetinin karşısında olacağımızı yineliyor, göçmen ölümlerinin etkin biçimde soruşturularak aydınlatılmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir